|
|
|
|
| VERGİ VE MUHASEBE UYGULAMALARINDA SIKLIKLA YAPILAN HATALAR |
|
| 20.04.2007 |
|
--------------------------------------------------------------------------------
VERGİ VE MUHASEBE UYGULAMALARINDA SIKLIKLA YAPILAN HATALAR
Halil SÖYLER (SMMM)
halil.soyler@gtturk.com
1. GİRİŞ
Bu çalışmanın birinci amacı, şirketlerin muhasebe kayıtlarında yer alan vergisel hataların neler olduğunu göstermek ve bu konularda bilgi sahibi olunması sağlanarak, bu tür hataların 2006 hesap döneminden başlamak üzere tekrarlanmamasını sağlamaktır. Çalışmanın ikinci amacı da grup şirketleri arasında aynı işlem ile ilgili olarak farklı yapılan muhasebe kayıtlarının tespiti ile grup şirketlerin muhasebe kayıtlarında tekdüzelik sağlanması yoluyla konsolidasyonun daha etkin bir biçimde yapılmasını sağlamaktır.
Bu amaçla çalışmada öncelikle vergisel hatalar ile ilgili olan bölüm düzenlenmiş, daha sonraki bölümde de muhasebesel hata ve farklılıklar ele alınmıştır.
2. VERGİSEL DÜZENLEMELERDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN (GENELDE HATA YAPILAN) UYGULAMALAR
2.1 MEVDUAT VE KREDİ FAİZİ TAHAKKUKLARI
5228 sayılı Kanunun 59/1-b ve 59/1-c hükümleri ile, mevduat veya kredi sözleşmelerine dayanan alacak ve borçların, değerleme gününe kadar işlemiş faizleriyle birlikte dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla ilgili dönem sonları (geçici vergi ya da hesap dönemi sonu) itibariyle yapılacak değerlemede ;
TL ya da döviz cinsinden Türkiye’de ya da yabancı ülkelerde (off-shore dahil) açılmış her türlü vadeli ya da vadesiz mevduat hesapları için işlemiş sayılan faiz tutarı hesaplanarak gelir yazılacak ve vergi matrahına dahil edilecektir.
Repo işlemlerinden doğan ve değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden gelirlerin de hesaplanarak matraha dahil edilip edilmeyeceği tartışmalıdır. Maliye Bakanlığı’nın açıklamaları yakından takip edilmelidir.
Kredi faizlerinin hesaplanarak gider yazılması ve vergi matrahından düşülmesi uygulamasına eskiden olduğu gibi devam edilecektir.
Stopaja tabi mevduat faizlerinin stopaj dahil brüt tutarı üzerinden tahakkuk ettirilmesi gerekmekte olup, bu gelire isabet eden stopaj tutarının da belli şartlarla mahsubu mümkün bulunmaktadır.
2.2 TAHSİLAT – ÖDEME SINIRININ AŞILMASI
8.000.- YTL’lık Tahsilat - Ödeme sınırını aşan bir hareket, banka ya da finansal kurumlar dışında (tahsilat – tediye makbuzları vb.) gerçekleştirildiğinde bu tür işlem yapanlara 337 nolu VUKGT uyarınca, birinci sınıf tüccarlar (dolayısıyla kurumlar) ile serbest meslek erbabı için bundan böyle 2006 yılında her bir işlem için, 1.290.-YTL’ndan az olmamak üzere, işleme konu tutarın %5’i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilecektir. Bu cezanın uygulanmasında, mükellef bazında yıllık üst limit yoktur. (1.290.-YTL olan asgarî maktû ceza tutarı, izleyen yıllarda yeninde değerleme oranında artarak uygulanacaktır.)
Ayrıca kasa hesabımızda işletme faaliyetleri ile örtüşmeyen büyük tutarların bulunması, tahsilat ya da ödemelerin yapılması halinde olası incelemelerde dikkat çekecek konulardan biri haline gelebilecek olduğundan dönem sonlarında kasa hesabının bakiyesi gözden geçirilmelidir.
Vadeli Satışlarda : Örnek: Mükellef A, 30.000.-YTL bedelindeki bir malını satmış ve bunun faturasını düzenlemiştir. Ancak malın bedeli 5 taksit halinde ödenecektir. Fatura bedeli belirlenen limiti aştığından taksit tutarları banka, özel finans kurumları ve PTT aracılığıyla ödenecektir.
Cari Hesap Kullanılmasında: İşletmelerin kendi ortakları ile diğer gerçek ve tüzel kişilerle olan ve herhangi bir ticari içeriği olmayan nakit hareketlerinde işlem tutarı 8.000.- Yeni Türk Lirasını aşıyor ise bunlar da tevsik kapsamında olacağından banka, özel finans kurumları veya PTT aracılığıyla tahsilat ve ödemeler yapılacaktır.
Örnek: A işletmesi ortağı olan B işletmesinden nakit olarak borç almıştır. Bu borç ticari bir içeriği olmamakla beraber nakit hareketi söz konusu olduğundan bedelin 8.000.- Yeni Türk Lirasını aşması halinde tahsilat ve ödemeler banka, özel finans kurumları ve PTT aracılığıyla yapılacaktır.
Burada belirsiz olan konu cari hesaplarda mahsup yapılması halinde (tahsilat ya da ödemenin söz konusu olmadığı hallerde) bu tür hareketlerinde bankalar üzerinden gerçekleştirilmesinin zorunlu olup olmadığıdır. (limiti geçen tutarların) MB’ı alacağın temliki halinde bu tür sözleşmelerin noterden olması gerektiğini savunmaktadır. İstanbul Defterdarlığı Usul Gelir Müdürlüğü tarafından verilen 10.03.2004 tarihli ve B.07.4.DEF.0.34.20/VUK-Mük.257 sayılı muktezası aşağıdaki gibidir.
“323 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin Tevsiki Zorunlu Olmayan Ödemeler ve Tahsilatlar başlıklı 4’üncü maddesinde ise,“ Tevsik zorunluluğu kapsamına giren kişiler ile nihai tüketicilerin genel ve katma bütçeli idareler ile döner sermaye işletmelerine yapacakları ödeme veya tahsilat işlemlerine ilave olarak aşağıdaki kurum ve kuruluşlarda yapılan işlemler de ilave edilmiştir.
1- Sermaye piyasası aracı kurumlarında,
2- Yetkili döviz müesseselerinde,
3- Noterlerde,
4- Tapu idarelerinde
yapılan işlemlere konu ödeme ve tahsilatların belirtilen kurumlar aracı kılınarak yapılması zorunlu bulunmamaktadır.” denilmektedir.
Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde şirketinizce 10.000.000.000.-Türk Lirasını aşan bir alacağınızın Borçlar Kanununun 162’nci maddesine göre düzenlenen temlik sözleşmesi ile bir başkasına devir edilmesi halinde söz konusu temlik sözleşmesinin noterde düzenlenmesi koşulu ile yapılacak borç ödemesinin banka, özel finans kurumu veya PTT aracı kılınmadan tevsik edilmesi mümkün bulunmaktadır.”
2.3 BELGE DÜZEN VE KONTROLÜ
İşletmemize mal – hizmet sağlayan firmalardan gelen faturaların varlığı tek başına anlam ifade etmemektedir. Böyle bir fatura geldiğinde faturayı düzenleyen firmanın faaliyet konusunun tarafımıza kesmiş olduğu fatura içeriği ile uyumunun, fiyat ve KDV tutarlarının kontrolü yapılmalıdır. Ayrıca bir mal hareketi söz konusu olduğunda sevk irsaliyesinin kontrolü yapılmalı (sevk irsaliyesinde malların teslim edildiğini tevsik eden imzaların varlığı şarttır), harekete ilişkin ödemelerin ( banka, çek, nakit vb.) çok açık bir şekilde belgelendiriliyor ve ilgili fiş eklerinde yer alıyor olmasına özen gösterilmelidir.
Faturası gelen firma ile ilgili herhangi bir şüphe oluşması durumunda müşavirinizden ilgili firmanın sahteciler listesinde yer alıp almadığı mutlaka kontrol ettirilmelidir.
Sevk irsaliyelerinde yapılan usul hatalarından dolayı (fiili sevk tarihinin yazılmaması, eksik nüsha, aracın durmaması, irsaliyenin tevsik edilememesi vb.) ilgili yıl içerisinde tarafımıza üç defa ceza kesilmesi halinde oluşabilecek işyeri kapatma cezası kaldırılmış olduğundan dava açılmasına gerek bulunmamakta olup, sadece Özel Usulsüzlük cezası kesilecektir. Bu cezayı da VUK’nun 376. maddesi uyarınca indirimli olarak ödeme imkanı bulunmaktadır.
Ayrıca masraf yansıtma faturalarında, hizmetin ne olduğu belirtilmeli, dağıtım anahtarları kullanılıyorsa yıllar itibari ile aynı prensipler devam ettirilmelidir.
2.3.1 FATURADA BULUNMASI GEREKEN UNSURLAR
Fatura numarası
Fatura tarihi
Fatura , irsaliye sevk tarihinden itibaren 7 gün içerisinde kesilmesi ve fatura tarihinin irsaliye sevk tarihini 7 günden daha fazla aşmaması gerekmekte olup, her halükarda ay sonu atlanmadan sevk irsaliyesi faturaya bağlanmalıdır.
İrsaliye numarası
İrsaliye düzenlenme ve sevk tarihi
Maliye bakanlığı soğuk damgası
Faturayı kesen - alan tarafın tam ünvanı
Faturayı kesen - alan tarafın adresi
Faturayı kesen - alan tarafın tarafın telefon ve faks numarası
Faturayı kesen - alan tarafın vergi dairesi
Faturayı kesen - alan tarafın vergi numarası
Faturayı kesen tarafın yukardaki bilgileri gösteren kaşesi ve üstüne sorumlu kişinin imzasının vurulması
Açıklamalar kısmında satılan malın veya verilen hizmetin anlaşılır biçimde açıklama olarak belirtilmesi
Birden çok farklı mal satışında her malın diğerinden farklı olduğunu gösteren tam tarifinin (kodunun) detaylı olarak yazılması. Daha önce alınan mal veya hizmetlere dair alınan faturaya istinaden kesilen satış faturalarının açıklamasında ‘.... nolu faturaya istinaden’ açıklamasının yer alması. Açıklamalarda belirtilen her malın miktar olarak ifadesinin kg, adet, kutu, paket, çuval, m3, cm3... olarak ifadesi. Her bir malın birim fiyatının, tutarının, toplam tutarın, iskontoların, KDV tutarı ve / veya tutarlarının TL,USD,Euro... olarak yazılması
Fatura üzerinde yukarıda yazılan bilgiler üzerinde sonradan tükenmez kalemle yapılan düzeltmeler ve çizikler faturanın şekil şartlarını bozacağı için düzeltme yapılan tarafın uygun bir boşluğuna paraf atılarak ‘düzeltmeler tarafımızdan yapılmıştır’ yazısının yazılması, şirket damgası ve sorumlu imzasının atılması gerekir.
Mahsup fişlerine ekinde yer alan faturaların mutlaka orjinallerinin bulundurulması ve üzerinde bariz yırtık, çizik...gibi tahrifat bulunmaması gerekir. Faturalar mürekkeple, makine ile veya kopya kurşun kalemi ile doldurulmalıdır.
2.3.2 SEVK İRSALİYESİNDE BULUNMASI GEREKEN UNSURLAR
İrsaliye numarası
Fatura numarası
İrsaliye düzenlenme tarihi
İrsaliye sevk tarihi
İrsaliyeyi kesen - alan tarafın tam ünvanı
İrsaliyeyi kesen - alan tarafın adresi
İrsaliyeyi kesen - alan tarafın tarafın telefon ve faks numarası
İrsaliyeyi kesen - alan tarafın vergi dairesi
İrsaliyeyi kesen - alan tarafın vergi numarası
İrsaliyeyi kesen - alan tarafın yukardaki bilgileri gösteren kaşesi ve üstüne sorumlu kişinin imzasının vurulması
Açıklamalar kısmında satılan malın veya verilen hizmetin anlaşılır biçimde açıklama olarak belirtilmesi
Birden çok farklı mal satışında, irsaliyeye konu olan her bir malın diğerinden farklı olduğunu gösteren tam tarifinin (kodunun) detaylı olarak yazılması. Faturada belirtilen mallar için yapılan açıklamalarla aynen örtüşmesi gerekir.
Faturalara ekli irsaliyelerin mutlaka orjinallerinin bulundurulması ve üzerinde bariz yırtık, çizik...gibi tahrifata uğramaması gerekir. İrsaliyeler; sabit kalemle veya daktiloda karbon kullanılarak veya, bilgisayarda print edilmek suretiyle yazılabilir. 206 seri nolu VUK Genel Tebliği uyarınca sevk irsaliyesi asgari üç nüsha olarak düzenlenmesi ve iki nüshasının taşıtta bulundurulması gerekmektedir. Söz konusu tebliğde en az üç nüsha düzenlenmeyen sevk irsaliyesinin hiç düzenlenmediği varsayılmaktadır.
2.3.3 FATURA VE İRSALİYELERLE İLGİLİ KARŞILAŞILABİLECEK ÖZELLİKLİ DURUMLAR
Faturanın Mal Tesliminden Önce Düzenlenmesi
Satılan mallara ilişkin faturaların malın tesliminden önce düzenlendiği ve malın daha sonra sevk edildiği durumlarda, faturayı düzenleyenler malın daha sonra sevk edileceğini faturada belirteceklerdir. Malın tesliminden sonra faturaya malın teslim tarihi ve irsaliye numarası şerh verilerek fatura ve sevk irsaliyesi ilişkilendirilmelidir.
İhracat ve İthalat İşlemlerinde Sevk İrsaliyesi:
İthalat ve ihracat işlemlerinde nakil vasıtalarındaki malların mevcudu tespit edilip mühürlendikten sonra Gümrük İdaresince verilen resmi belgelerin sevk irsaliyesi olarak kabul edilebilir. Ancak uygulamada ithal veya ihraç edilen mallara ilişkin olarak örneğin ithal edilen 300 ton mal için Gümrük İdarelerince tek bir belge düzenlenmektedir. Oysa bu mal 15'er tonluk 20 ayrı kamyonla taşınabilmektedir. Bu durumda Gümrük İdaresince düzenlenmiş resmi belgenin sevk irsaliyesi yerine geçmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, ithalatçının her bir nakil vasıtası için ayrı ayrı sevk irsaliyesi düzenlemesi ve taşıtta bulundurması gerekmektedir. (Kanunda, ithal edilmiş olan veya ihraç edilecek olan malların sevk irsaliyesine bağlanmasına ilişkin hüküm bulunmamakla beraber taşınmakta olan ticari nitelikteki tüm mallarda irsaliye aranacağı yolundaki anlayış sonucunda ithal ve ihraç malları da dahil her türlü ticari mal taşınmasında irsaliye sorulmaktadır.)
İhracat işlemlerinde malın depolardan gümrüğe kadarki nakli Türkiye’de gerçekleşmiş bir nakil olduğu için bu işlemlerin sevk irsaliyesiyle ve Türkiye’den çıktıktan sonraki hareketi ise Gümrük İdaresince verilen resmi belgelerle tevsik edilmesi gerekir.
Satın Alınan Malın Doğrudan Bir Başka Mükellefe Gönderilmesi:
Bir mükellefin başka bir mükellefe teslim edilmek üzere, üçüncü bir şahsa talimat vermek suretiyle mal sevkettirmesi durumunda, irsaliye aşağıdaki örnekte açıklandığı şekilde düzenlenecektir.
Örnek: X A.Ş.’ ni toptancı Y arayarak, perakendeciye kendi adına mal sevkiyatı yapılmasını istemiş olsun. Bu durumda X, irsaliyeyi düzenleyecek, bir nüshasını kendisine saklayacak, diğer iki nüshasını ise alıcı Z'ye verilmek üzere taşıtta bulunduracaktır. (Araçta iki nüsha irsaliye bulundurulması zorunludur.) Bununla birlikte irsaliye üçten fazla nüsha düzenleniyorsa bir örneğini, eğer üç nüsha düzenleniyorsa bir fotokopisini siparişi veren Y'ye yollayacaktır. Sevk irsaliyesinin müşteriler bölümüne ise ''Y adına Z'ye teslim edilmek üzere'' ibaresini yazacaktır. Her üç firmanın da faturalarını kayıtlara alırken bu irsaliyelerle ilişkilendireceği tabiidir.
Birkaç Noktaya Yapılan Taşımalarda Mal Miktarı ve/veya Çeşidindeki Değişiklikler:
Bir mükellefin birden çok işyerleri ile şubeleri arasındaki mal sevkiyatında yaşanabilecek mal miktar ve/veya çeşit değişikliklerinde, aşağıdaki örnekte açıklandığı gibi sevk irsaliyesi düzenlenmelidir.
Örnek: Gümrükten çekilen ithal makina aksamını merkezden Ankara ve Malatya fabrikalarına götüren X A.Ş.'ne ait kamyonet, Malatya fabrikasına giderken Ankara'dan aldığı bir miktar numune malı da götürecektir. Numune malın Ankara - Malatya arasında sevk irsaliyesi olmaksızın hareket etmesi mümkün değildir. Bu durumda ya sadece numune mal için bir sevk irsaliyesi düzenlenerek makina aksamına ait irsaliye ile birlikte araçta bulundurulmalıdır ya da yeni bir sevk irsaliyesi düzenlenmeli ve bu irsaliyede hem makina aksamı hem de numune mala ait bilgiler yer almalıdır. Diğer taraftan, makina aksamına ait ilk sevk irsaliyesi artık malla birlikte Malatya’ya gitmeyeceğinden üzerinde yazılı olan ''Malatya Fabrikası'' çizilerek o da fiili duruma uydurulmalıdır.
2.4 SORUMLU SIFATI İLE STOPAJ VE KDV’NİN TAHAKKUK ETMESİ GEREKLİ DURUMLAR
Vergi uygulamalarında sorumlu sıfatı ile stopaj ve KDV’nin birlikte veya ayrı ayrı tahakkuk ettirilerek kayıtlara alınması gereken birçok farklı düzenleme bulunmaktadır. Sorumlu sıfatı ile stopaj ve KDV’nin gecikmeli olarak yerine getirilmesi ya da hiç yerine getirilmemesi tarhiyat konusu olmaktadır. Aşağıda firmaların en çok karşılaştığı hususlar özetlenecektir.
Serbest meslek faaliyeti çerçevesinde merkezi yurtdışında olan firmalara yapılan ödemelerde SS Stopaj ve KDV olabileceği unutulmamalıdır. (ilgili ülke ile imza altına alınmış çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları gözden geçirilmelidir)
Royalty bedelleri üzerinden (Gayri maddi hak olarak değerlendirildiğinden) % 22 stopaj oranı dikkate alınarak brütleştirme yapılmalı, ayrıca SS KDV’de kayıtlara aktarılmalıdır. ( royalty bedeli ödenecek olan ülke ile çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları çerçevesinde protokol söz konusu ise daha düşük oranda stopaj ödenmesi söz konusu olacağından durum göz ardı edilmemelidir.)
Gayrimenkul kiralamalarında (işyerinde sadece SS Stopaj söz konusudur, otomobilde hem SS Stopaj hem de KDV söz konusudur), kiralayan tarafın gerçek kişi olması durumunda kiracı tarafından yapılacak ödemelerden SS stopaj ve KDV hesaplanarak kayıtlara alınması unutulmamalıdır.
Esnaf muaflığından yararlananlara mal ve hizmet alımları karşılığında yapılan ödemelerden; GVK’nun 94. maddesinin 13.bendinin a,b,c ve d alt bentleri gereğince Gider Pusulası düzenlemek suretiyle % 2 ile % 20 arasında değişen oranlarda stopaj yapılması gerekmektedir.
Çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden; GVK’nun 94. maddesinin 11.bendinin a ve b alt bentleri gereğince Mühtahsil makbuzu düzenlemek suretiyle % 1 ile % 4 arasında değişen oranlarda stopaj yapılması gerekmektedir. Ayrıca bazı durumlarda, matrah bedeli üzerinden % 2 oranında borsa tescil ücreti ve gerekli şartların oluşması halinde % 1 oranında bağkur kesintisinin de yapılması gerekmektedir.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan konulardan olan; gerçekte serbest meslek faaliyeti çerçevesinde verilmesi gereken ve SMM’na bağlanması gereken hizmetler için ( çeşitli branşlarda çalışan doktorlardan, Üniversite Öğretim Görevlilerinden alınan hizmetler gibi) gider pusulası düzenlenerek % 10 stopaj ile yetinildiği görülmektedir. Ancak doğru olan uygulama her ne kadar gider pusulası ile belgeleme yapılsa dahi gerçek mahiyeti itibariyle bu tür hizmetlerin niteliğine göre % 17 (Öğretim Görevlilerinden alınan hizmetler) veya % 22 stopaja tabi tutulması gerekmekte olup ayrıca SS KDV’nin de kayıtlara alınması gerekmektedir.
Yurtdışına, finansal kiralama şirketlerine yapılan ödemeler, %1 oranında brütleştirilmek suretiyle hesaplanan SS Stopaj muhtasar beyannamede gösterilmelidir.
89 no.lu Tebliğ A/1 bölümü ile (91 nolu KDVGT), KDV Kanunu’nun 9 uncu maddesine istinaden bazı kurum ve kuruluşlara bazı hizmet alışları için KDV sorumluluğu getirilmiştir. Buna göre, sorumluluk getirilen mükellefler sorumluluk getirilen işlem bedelleri üzerinden hesaplanan KDV’nin bir kısmını (%50’sini veya 1/3 ünü) satıcılara ödemeyip sorumlu sıfatıyla vergi dairesine ödeyeceklerdir.
Hurda metal, plastik, cam ve kağıt teslimlerinde SS KDV uygulamasına son verilmiştir. Ancak buna rağmen bu tür teslimler KDV’sine tabi tutulursa bu işlemden 9/10 KDV tevkifatı yapılmalıdır.
96 nolu KDVGT uyarınca işgücü teslimlerinde 9/10 KDV tevkifatı yapılması unutulmamalıdır.
SS KDV hesaplamalarını aylık olarak KDV 2 Beyannamesi ile beyan ederek ödemelerini yapmayı unutmamalıyız. SS KDV hesaplamaları özellikle devreden KDV’si olan firmalarda KDV ödemesinden kaynaklanan finansman yükü oluşturmaktadır.
2.5 İŞLETME İLE İLGİLİ GELEN – GİDEN RESMİ EVRAKLARDA DÜZEN VE TAKİP
İşletmemize gelen ödeme emirleri, haciz bildirimleri, icra takip belgeleri, her türlü ihbarnameler vb. resmi evrakları yetkisiz kişilerin teslim almasını önleyici ve yetkili kişilerce bu evrakların teslim alınmasını ve ilgili departman ya da kişilere iletilmesini sağlayacak sistem ve prosedürler kurulmalıdır. Bu tür bir sistem kurulmadığı taktirde teslim alınan evraklar ile ilgili olarak yasal sürelerinde gerekli itirazlar yapılamayabileceği gibi gerekli davaların açılamaması nedeniyle mali risklerle karşılaşılabileceği unutulmamalıdır.
Ayrıca işletmenin ilişkili olduğu tüm kurum ya da kişilerle yapılan yazışmalar düzgün bir şekilde klase edilerek yasal süreleri içerisinde muhafaza edilmelidir. Özellikle KDV ve Stopaj ile ilgili mahsup işlemlerinde ileride sorunlar ile karşılaşılması istenmiyorsa, sadece mahsup dilekçesinin verilmesi ile yetinilmemeli, ilgili mahsuplar sonuçlanıp dosyalar kapatılıncaya kadar konu üzerinde yeterli titizlik ve çalışma gösterilmelidir.
2.6 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDERLER İLE İLGİLİ ÖNEMLİ HUSUSLAR
Bir giderin kanunen kabul edilmeyen gider niteliğinde kabul edilebilmesi için;
öncelikle işletme faaliyetleri ile ilgili bir giderin oluşması daha sonra,
vergi kanunlarınca bu tür giderlerin indirimine müsaade edilmemesi gerekmektedir.
Dolayısıyla işletme faaliyetleri ile ilgisi olmayan (ortağın evine aldığı plazma TV, oturma grupları ya da yaptığı tatil gibi ) giderler, KKEG olarak değil, ortaklardan alacaklar hesabında kayıtlara alınmalıdır.
İşletmelerde ağırlıklı olarak KKEG olarak dikkate alınacak gider kalemleri aşağıda özetlenmiştir.
MTV
Özel İletişim Vergileri (turkcell ya da turk telekom)
Özel İşlem Vergileri
Ödenen gecikme faizi, cezaları ( kamu kurum ve kuruluşlarına)
Önceki döneme ilişkin giderler
Nedeni bulunamayan sayım noksanlıkları (kasa, stoklar vb.)
VUK’na uygun şekilde ayrılmayan karşılıklar ( Şüpheli ticari alacak, stok değer düşüklüğü, menkul kıymet değer düşüklüğü vb.)
Bağış ve Yardımlar
Kıdem tazminatı karşılığı
Belgesiz giderler ( VUK uyarınca tevsiki zaruri olmayan dışında kalan)
Alınan vadeli çek reeskontundan kaynaklanan giderler,
KKEG’in katma değer vergisininde indirim konusu yapılamayacağı unutulmamalıdır.
KKEG’ler tekdüzen hesap planı iki farklı şekilde muhasebeleştirilmesi mümkündür :
689 Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar Hesabında muhasebeleştirilebileceği gibi,
İlgili gider hesapları bazında da muhasebeleştirilebilir.
Ancak her iki türlü muhasebe kayıt tarzında da, KKEG’ler alt hesap bazında detaylandırılmalıdır. Ayrıca nazım hesaplarda da takip edilebilir.
2.7 YATIRIM HARCAMALARI İLE İLGİLİ ÖNEMLİ HUSUSLAR
4842 Sayılı Kanunun 17. maddesiyle Gelir Vergisi Kanunu’na (GVK) eklenen Geçici 61. madde (yürürlük : 24.04.2003), ticari ve zirai kazançlarda yatırım indirimi istisnası başlıklı GVK 19. madde ve konuya ilişkin yayınlanan GVK Sirküleri ile diğer kanun maddeleri gereğince yatırım indirimi istisnasına ilişkin köklü değişikliklere gidilmiştir.
İşletmeler açısından, yatırım indirimi istisna tutarının hesaplanmasında, yapılan ya da yapılacak harcamaların eski veya yeni hükümlere tabi olup olmadığının tespiti önem arz etmektedir. Yatırım harcamalarının hangi hükümlere tabi olduğu tespit edildiğinde, enflasyon düzeltmesi yapılan veya yapılmayan dönemlerde yatırım istisnası tutarı daha sağlıklı bir biçimde hesaplanacaktır.
Dolayısıyla gerek eski hükümlerden gerekse yeni hükümlerden (teşvik belgeli ya da belgesiz olarak) yararlanılarak gerçekleştirilen yatırım harcamalarının değerlendirilmesi ve enflasyon muhasebesi çerçevesinde endekslenmesi ile ilgili uygulamalar için mutlaka müşavir firmanızdan ilgili denetçi ile irtibata geçmeden dönem sonu işlemleri sonuçlandırılmamalıdır.
Yatırım indirimi ile ilgili belge ve dökümanlar ayrı bir dosyada klase edilmelidir. Yatırım İndirimi icmal tablosu dönem sonlarında düzenlenmeli ve ilgili faturalar, gümrük beyannameleri vb. belgeler ekine konulmalıdır. Yatırım indirimine konu işlemler nazım hesaplarda yararlanılabilir yatırım indirimini gösterecek şekilde takip edilmelidir.
Yatırım İndirimi ile ilgili olarak, 193 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 69 – Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri; 31/12/2005 tarihi itibarıyla mevcut olup, 2005 yılı kazançlarından indiremedikleri yatırım indirimi istisnası tutarları ile;
a) 24/4/2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9/4/2003 tarihli ve 4842 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 ncı maddeleri çerçevesinde başlanılmış yatırımları için belge kapsamında 1/1/2006 tarihinden sonra yapacakları yatırımları,
b) 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mülga 19 uncu maddesi kapsamında 1/1/2006 tarihinden önce başlanan yatırımlarla ilgili olarak, yatırımla iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edip bu tarihten sonra yapılan yatırımları,
nedeniyle, 31/12/2005 tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre hesaplayacakları yatırım indirimi istisnası tutarlarını, yine bu tarihteki mevzuat hükümleri (vergi oranına ilişkin hükümler dahil) çerçevesinde sadece 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait kazançlarından indirebilirler.
2.8 MUHTELİF ÜCRET ÖDEMELERİ VE PERSONELE SAĞLANAN MENFAATLER
Çalışanlara ödenen ücretler ile muhtelif menfaatler ile ilgili yasal dayanaklar :
SSK’nın “Primler” başlıklı 8’inci bölümünün 77’nci maddesinde, prime esas olan ve olmayan ücretler düzenlenmiştir.
GVK’da ise, muhtelif ücret ödemeleri ve personele sağlanan menfaatlerden yapılacak kesintiler tek bir maddede ele alınmamış, farklı maddelerde düzenlenmeler yapılmıştır.
DVK’da yapılacak kesintiler ile ilgili tam bir belirleme yapılmamış olmakla beraber, yasanın çeşitli maddelerinde kısmi açıklamalar mevcuttur. Bunlardan DVK’ya ekli 1 sayılı tabloda yer alan kağıtlar damga vergisine tabi, 2 sayılı tabloda yer alan kağıtlar ise damga vergisinden istisna olup, yasanın 19’uncu maddesinde ise, istihkaktan kesinti şekliyle ödeme ile ilgili hususlar düzenlenmiştir.
Bu durumda, muhtelif ücret ödemeleri ve personele sağlanan menfaatlerde gelir vergisine, SSK primi ve damga vergisine esas aylık ücret hesabı yapılırken; 506 sayılı SSK, 193 sayılı GVK ve 488 sayılı DVK’nın ilgili hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Uygulamada ise çoğu firmanın (özellikle üretim işletmelerinin) personele sağladığı ayni yardımların (erzak, giyim vb. yardımlar) kayıtlara direkt olarak gider yazıldığı yani bordroya dahil edilerek gerekli kesintilerinin yapılmadığı görülmektedir. (Ücret mahiyetindeki ayni yardımların KDV’si indirilemez.) Bu durum gerek vergi gerekse SSK elemanlarınca yapılacak incelemelerde çok kolay tespit edilerek gerekli cezalara konu edilebileceği unutulmamalıdır.
2.9 ŞAHIS SİGORTA PRİMLERİ VE BİREYSEL EMEKLİLİK KATKI PAYLARININ VERGİSEL BOYUTU
Şahıs sigorta primleri ve bireysel emeklilik katkı paylarının vergisel boyutu ile vergi kesintileri karşısındaki durumu çok karmaşık bir görünüm sergilemektedir.
Özel şahıs sigortaları ve bireysel emeklilik katkı paylarının:
gerek ücret matrahından,
gerekse yıllık beyanname üzerinden indirim konusu yapılmasında ve
ticari kazancın tespitinde gider niteliği ile vergi kesintileri karşışındaki durumu ile bu işlemlerin kayıtlara alınmasında dikkate alınması gereken bir çok özellik arz eden husus bulunmakta olup, bu hususlar aşağıda kısaca özetlenmiştir.
İndirim konusu yapılacak prim ve katkı payı toplamı, ödendiği ayda elde edilen ücretle kıyaslanacaktır. Dolayısıyla, hizmet erbabı bakımından, uygulamanın bu şekilde yapılmasının neden olabileceği kayıplardan kaçınmanın yöntemi, prim ve/veya katkı payı ödeme zamanlamasını mümkün olduğunca aylık taksitler halinde bölünmesini ve aylık ödeme makbuzlarının ilgili zamanlarda ilgili aya ait ücret ile kıyaslanmak üzere işverene ibraz edilmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla, prim ve/veya katkı payı ödeme taksitlerinin, aylık ücret düzeyleri göz önünde bulundurulmak suretiyle uzun taksitlere bölünmesinin sağlanması daha avantajlı sonuçlar vermektedir.
İndirim konusu yapılabilecek üst sınırda ikili bir ayırıma gidilmiştir. Bunlardan birincisi, brüt ücretin şahıs sigorta primleri için % 5’i, bireysel emeklilik katkı payları için % 10’dur. İkinci ayırım ise, yıllık asgari ücretin tutarıdır. Her ne kadar bu sınırları 2 katına kadar artırmaya ilişkin olarak Kanunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiş olmakla birlikte, her iki sınırında, günümüz koşulları ve geliştirilmeye çalışılan bireysel emeklilik sistemi göz önüne alındığında oldukça yetersiz olduğu görülmektedir. Bu bağlamda Bakanlar Kurulu vakit geçirmeden yetkisini kullanarak bir düzenlemeye gitmelidir.
Uygulamada bir çok bordro programı, gerek şahıs sigorta prim ödemelerine gerekse bireysel emeklilik katkı paylarına ilişkin vergi kesintilerini doğru şekilde hesaplamak suretiyle bordroya aktaramamaktadır. Dolayısıyla personel ile ilgili çalışan bir çok kişi ilgili kesintileri doğru hesaplayabilmek için bordro dışında manuel hesaplamalara yönelmektedir. Bu bağlamda ilgili bordro programlarında, hesaplamaları doğru şekilde bordro üzerinde gösterilebilmesini sağlayacak gerekli geliştirme çalışmaları yapılmalıdır.
Kendi gelirleri için ayrı beyanname veren eşlere ve çocuklara ilişkin şahıs sigortası primleri ve bireysel emeklilik katkı payları, ilgili şahısların beyannamelerinde indirim konusu yapılmalıdır. Ayrıca, çalışan eş ve çocuklara ilişkin olarak yapılan prim ve katkı payı ödemeleri, ilgili kişilerin ücret matrahlarının tespitinde dikkate alınmalıdır.
Ödenen şahıs sigorta primleri ile bireysel emeklilik katlı paylarının vergi kesintileri karşısındaki durumu aşağıda yer alan tablolarda gösterilmiştir.
Ödenen Şahıs Sigortası Primlerinin Vergi Kesintileri Karşısındaki Durum Tablosu
ÖDEMENİN VEYA SAĞLANAN MENFAATİN NEV’İ GV SS DV
1- a- Personel lehine yaptırılan şahıs sigortası primlerin işverence karşılanması ( 7.10.2001 tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde sınır brüt ücretin % 5’i olup yıllık asgari ücret tutarını geçemez. ) - - +
b- Personel lehine yaptırılan şahıs sigortası primlerin işverence karşılanması (limiti aşan kısım) + - +
2- Şahıs sigorta primlerinin personelce karşılanması - - -
3- Şahıs sigorta primlerinin kısmen işverenlerce kısmen personelce karşılanması
a- Personelce karşılanan kısım - - -
b- İşverenlerce karşılanan kısım (limit dahilinde) - - +
c- İşverenlerce karşılanan kısım (limiti aşan kısım) + - +
Ödenen Bireysel Emeklilik Katkı Paylarının Vergi Kesintileri Karşısındaki Durum Tablosu
ÖDEMENİN VEYA SAĞLANAN MENFAATİN NEV’İ GV SS DV
1- a- Personel lehine yaptırılan bireysel emeklilik katkı paylarının işverence karşılanması ( 7.10.2001 tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde sınır brüt ücretin % 10’i olup yıllık asgari ücret tutarını geçemez. ) Ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınır. - - -
b- Personel lehine yaptırılan bireysel emeklilik katkı paylarının işverence karşılanması (limiti aşan kısım) + - +
2- Bireysel emeklilik katkı paylarının personelce karşılanması - - -
3- Bireysel emeklilik katkı paylarının kısmen işverenlerce kısmen personelce karşılanması
a- Personelce karşılanan kısım - - -
b- İşverenlerce karşılanan kısım (limit dahilinde) - - -
c- İşverenlerce karşılanan kısım (limiti aşan kısım) + - +
Kanaatimce, bu tür işverenler tarafından karşılanan ödemelerin SSK primine tabi olmaması gerekmektedir. Ancak, SSK Genel Müdürlüğünün 2005 Nisan Ayı’nda verdiği bir özelge de; işverenler tarafından çalıştırılanlar için sağlanan ve özel sağlık sigortası kuruluşlarına veya bireysel emeklilik sistemine ödenen primlerin – katkı paylarının, sosyal sigortalar primlerine esas teşkil eden aylık kazanç tutarının tespitinde dikkate alınması gereği ifade edilmiştir.
2.10 ÖZÜRLÜ, ESKİ HÜKÜMLÜ, TERÖR MAĞDURU VE İŞYERİ HEKİMİ ÇALIŞTIRILMA ZORUNLULUĞU
4857 Sayılı Yeni İş Kanunu; Özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru çalıştırma zorunluluğu MADDE 30 –
Çalıştırılacak işçilerin toplam oranı yüzde altıdır. Ancak özürlüler için belirlenecek oran, toplam oranın yarısından az olamaz. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır.
Bu kapsamda çalıştırılacak işçi sayısının tespitinde belirsiz süreli iş sözleşmesine ve belirli süreli iş sözleşmesine göre çalıştırılan işçiler esas alınır. Kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür. Oranların hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmaz, yarım ve daha fazla olanlar tama dönüştürülür. İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları işçileri Türkiye İş Kurumu aracılığı ile sağlarlar.
Bakanlar Kurulunca belirlenecek oranların üstünde özürlü ve eski hükümlü ve terör mağduru çalıştıran işverenlerin kontenjan fazlası işçiler için özürlü ve eski hükümlü çalıştırmakla yükümlü olmadıkları halde özürlü çalıştıran veya çalışma gücünü yüzde seksenden fazla kaybetmiş özürlüyü çalıştıran işverenlerin bu şekilde çalıştırdıkları her bir özürlü için 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre ödemeleri gereken işveren sigorta prim hisselerinin yüzde ellisini kendisi, yüzde ellisini Hazine öder.
06/12/2005 Tarih ve B.13.2.SSK.5.01.08.00/VIII-031/946960 Sayılı Özürlü, Eski Hükümlü ve Terör Mağduru Çalıştırma oranları hakkındaki 16-359 Ek SSK Genelgesi ile :
22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesine göre işverenlerin elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları işyerlerinde çalıştırmaları gereken özürlü, eski hükümlü ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun Ek 1 inci maddesinin (B) fıkrası kapsamındaki terör mağdurları için öngörülen toplam çalıştırma oranının % 6 olduğu,
Söz konusu % 6’lık oranın 4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesi kapsamına giren;
Özürlü Eski Hükümlü
|
|
Ekleyen : Hüseyin Uray |
|