• SSK ve Vergi Mevzuatında Son Konular

  • Gündem


  • İş uyuşmazlıklarında yeni dönem: Arabuluculuk


    İş Mahkemeleri Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 12.10.2017 tarihinde kabul edilmiş ve 25.10.2017 tarih ve 30221 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Kanun, iş mahkemelerinin kuruluş görev ve yargılama usullerini düzenlerken aynı zamanda, iş uyuşmazlıklarında dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin esasları da düzenlemektedir.
    İş mahkemeleri üzerindeki iş yükünün önemli bir bölümünü doğal olarak işçi ile işveren arasında iş sözleşmesinin feshinden kaynaklanan uyuşmazlıklar oluşturmaktadır. Kanun, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı olarak düzenleyerek iş mahkemelerinin üzerindeki iş yükünü hafifletmeyi amaçlamış ve belirtilen kapsamda yer alan iş uyuşmazlıkların çözümü için yeni bir yapı getirmiştir. Belirtilen kapsamda yer alan uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurmak dava şartı olduğundan arabulucuya başvurulmadan dava açılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilecektir. Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu şekilde uyuşmazlık iş mahkemelerinde dava konusu olabilecektir. Dava şartı olarak arabuluculuğa başvurma hükümleri iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında uygulanmayacaktır.

    Arabulucu nasıl seçilecektir?

    Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeleyerek ilgili komisyon başkanlıklarına bildirecek, komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderecek. Uzlaşmazlığın tarafı olan başvuru sahibi karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmamışsa görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapacak ve büro komisyon başkanlıklarına bildirilen liste içinden bir arabulucu seçecek. Ancak taraflar bir arabulucu üzerinde anlaşırlarsa bu arabulucu görevlendirilebilecek.

    Arabuluculuk faaliyeti nasıl yürütülecektir?

    Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandıracak, bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilecektir. Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirerek ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirecektir.

    İşe iade davalarında süreç nasıl işleyecek?

    4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinde yapılan değişiklik ile iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir.

    İşe iade davalarında boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı dava tarihindeki ücret esas alınarak parasal olarak belirlenecektir. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelecek ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olacaktır.

    Arabuluculuk ücretini kim ödeyecek?

    Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilecek ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacaktır. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılacaktır.

    Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi’nin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanacaktır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmı’nda belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamayacaktır.

    Arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacaktır.

    İşçi şikayetlerini kim inceleyecek?

    4857 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlükleri bünyesinde bulunan memurların işçi şikayetlerini inceleme yetkileri kaldırılmıştır.

    Ancak unutmamak gerekir ki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerinin çalışanların çalışma koşulları, ücretleri, izin hakları, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin denetimleri devam etmektedir. Bu çerçevede bir başvuru yapılırsa iş müfettişleri gerekli incelemeyi yaparak olası hukuka aykırılıklarda idari para cezası ve diğer yaptırımları uygulayacaktır.

     

    Dünya Gazetesi / Rıza Eroğlu



      22 Kas 2017, 11:37, Yazar: , Kategori: Genel


  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir